Geri git   İyi forum - paylaşmak güzeldir ! Spor Galatasaray GS Multimedya





Yeni Konu aç  Cevapla
Görüntüleme: 686 - Cevaplar: 10  
LinkBack Seçenekler
Alt 06-01-2006, 03:45 AM   #1 (permalink)
 
__ultrAslan__ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2005
Nerden: uA HERYERDEYİZ
Yaş: 28
Mesajlar: 5.195
Karizma Puanı: 7015
İtibar Gücü: 33
Karizma Derecesi: __ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu
Mustafa Kemal ATATÜRK - Şehitlerimiz ve Galatasaray


ATATÜRK'ÜN TAKIMI!..







Bu konuda Spor Yazarı Ahmet Çakır ağabeyimiz "Galatasaray Tarihi" isimli kitabında şöyle yazıyor ;

"Evet Gazi Mustafa Kemal 14.12.1930 tarihinde Galatasaray Lisesi ve Müzesini gezmiştir. Burada ' Galata Saray'a ' diye yazıp imzaladığı bir fotoğrafını da Sarı Kırmızılılara armağan etmiştir. Bu fotoğrafın büyütülmüş bir kopyası Lise Müdürünün odasında asılıdır...
Bu konu, sevgili ülkemizdeki pekçok benzeri olaydaki gibi kısa sürede hem gülünç , hem de acıklı bir oyuna çevrildi.
En büyük tartışma da Atatürk'ün Fenerbahçeli mi, yoksa Besiktaşlı mı olduğu noktasında çıktı...
Bugüne kadar Atatürk Fenerbahçeli olarak biliniyordu. Ancak Fenerbahçeli araştırmacı-yazar Ergun Hiçyılmaz 'Hayır Atatürk Beşiktaşlı idi' deyince ortalık karıştı.
Hiçyılmaz'ın gösterdiği kanıt, pek yabana atılacak gibi değildi.Ulusal Kurtuluş Savaşı öncesinde Anadolu'ya geçmeden Akaretler'de Beşiktaş Kulubünün yanında bir evde oturan Gazi Mustafa Kemal buradan Beşiktaşlı futbolcuların çalışmalarını izleyip onlara sempati gösterdiği yolundaki açıklama kolay reddedilebilecek bir değerlendirme sayılamazdı.
Bunun üzerine Fenerbahçe camiası ayağa kalktı.Tv programlarında ve gazetelerde olay tartışıldı. Atatürk'ün Fenerbahçeli olduğuna ilişkin belgeler ve kanıtlar ortaya konuldu. Dahası sarı-lacivertli camianın sonuna kadar bu işin takipçisi olacağı bildirildi.
Sonuçta Atatürk'ün % 75 Fenerbahçeli, %25 Beşiktaşlı sayılabileceği gibi bir uzlaşmaya varılmış oldu.
Böylece Atamız, iki ezeli rakibimiz tarafından paylaşıldığı için Galatasaray'a imzalı fotoğrafından başka bir şey kalmadı..."

Ahmet ağabey son paragrafında kinayeli bir şekilde adeta alay ediyor.
Haksız da değil.

Velhasıl bunca iddiaya da hiç olmazsa Galatasaray cephesinden de bir cevap vermek gerekir diye düşünüp bir kaç dökümanı ortaya (bir şey iddia etmek amasıyla değil elbette) koymak işstedim.

Mesela sadece imzalı resim değil, 04.09.1928 tarihinde Mustafa Kemal'in "Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulubü Reisi ve Sivas Meb'usu Necmeddin Sadık bey efendiye" (belgede aynı böyle yazılıdır...) yazmış olduğu bir de mektup vardır.

Bu mektubun en önemli özelliklerinden birisi de Yeni Türk Alfabesinin kabulünden sadece 26 gün sonra yazılmış olmasıdır. Ata'mızın bu yazısı müzemizin en mutena köşelerinden birini süslemektedir.

Kuşkusuz Ahmet abi bunu unutmuş değildir ama gerginliği (!) daha fazla artırmamak için bunu gündeme getirmediğini düşünebiliriz

Unutmadan bir hatırlatma yapayım; Ata'mız, yazmış olduğu bu takdir
ve teşekkür içeren mektubu, Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 4-0 yenerek kazandığı "Gazi Büstü Kupası" maçından sonra gönderilmiştir.

Geçmiş yıllarda Galatasaray'ın ünlü yöneticilerinden ve Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından Salih Bozok'un oğlu Muzaffer Bozok ile yaptığım röportajda Sayın Bozok bir anısını anlatmıştı ;

"Bir gün Bülent, Gündüz, ben ve bir kaç arkadaşımız Florya'ya eğlenmeye gitmiştik. Dönüşte yolda biraz gürültü yapmıştık. Tam o sırada köşeden Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, ki yanında babam ve Gündüz'ün babası Kılıç Ali de vardı, göründüler...

Mustafa Kemal babama dönerek "Kim bu gürültü yapanlar?" diye sormuş. Babam ise biraz sıkılırak "Bizim çocuklar Paşam" demiş. Bunun üzerine Ulu Önderimiz "Haa desenize bizim kulübün çocukları" diye cevap vermiş...

Bilmiyorum bu anı Ulu Önderimizin hangi kulubümüzün sempatizanı olduğuna dair bir delilmidir?..

Ancak en büyük gerçek şudur ki ; Atatürk tüm Türklerin Atasıdır... Güneş kulübünü de tutsa, Altınordu'yu da kursa, Fenerbahçeli de olsa , Beşiktaş'ı da sevse, bizim için farketmiyor... Çünkü O, dünya döndükçe bizim GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ümüzdür.

Laf aramızda, Atatürk ile ilgili resimlerin en güzellerinden birisi de Ata'mızın bir kayık içerisinde kürek çekerken resmedilen fotoğrafıdır....

Atatürk'ün küreklerine asıldığı kayık, Galatasaray Spor Kulübü'nün yarışlarda kullandığı yani Galatasaray'ın malı olan FUTA denilen bir kayıktır...Tarih 29 Haziran 1935.

Aslında Galatasaray ve Atatürk ilişkisine ait belgeler bunlarla da bitmiyor ; Miralay Mustafa Kemal' in "Galatasaray Keşşaflarının Başbuğu" olma durumunu kim nasıl izah edebilir acaba ?

Lütfen okuyunuz ;

Yüzyılın başında 'Keşşaflık' da denilen İzcilik örgütleri de çok kurulmuştur. Bu çalışmalar, önce Edirne Muallim Mektebi ile Galatasaray ve İstanbul Sultanisinde başlamıştır. Ancak Balkan Savaşı bu ilgiyi dağıtmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Galatasaraylılar'ın kurduğu 'Keşşaf ' örgütünün 'Reisi' olması Galatasaraylılar için unutulmaz bir hadisedir...

Şöyleki ;
Mustafa Kemal'in Galatasaray'a olan aşinalığı bilinenden daha öncelere dayanıyordu. 1915-16 yıllarında Osmanlı Güç Dernekleri ,İzci Dernekleri, ardından da Genç Dernekleri Müfettiş-i Umumisi Miralay
Mustafa Kemal, 1914 yılında Türkiye'de ilk defa kurulan Galatasaray Keşşaflarının (İzci) BAŞBUĞU olmuş 1923'te Cumhuriyet'in ilanında oymak beyi Adnan Akıska, Galatasaraylı keşşaflarla Mustafa Kemal'in
huzurunda bulunmuştu. (Fotoğrafları mevcuttur)


"İstanbul Türk İzcileri Ocağı Riyaseti'ne,
Vatana yüksek seciyeli ve metin ruhlu gençler yetiştirmesini temenni eylediğim İstanbul izciler Ocağı'nın Başbuğluk teklifini büyük hıss-i iftiharla kabul ediyorum.Genç arkadaşlarıma teşekkür ve selamlarımın tebliğini rica ederim efendim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Resisi
Başkumandan MUSTAFA KEMAL


Bu telgraftan bir yıl sonra 1923 sonlarında Başbuğları Gazi Mustafa Kemal'i Ankara'da görmeye giden İstanbul İzcileri ile ilgili olan anıyı şu belgelerden öğrenmekteyiz :
"Spor Alemi Dergisinin 9 Ağustos 1339 (1923) günü yayınlanan 44/106 sayısının 12.sayfasında :
Yüksek bir tarihe, kıymetli bir varlığa malik olan Galatasaray Keşşaflığı yeniden geniş bir faaliyet sahasına atılmıştır. Yeni teşkilatta Oymak Beyi olan Adnan (Akıska) Bey'e, muavinine ve bilahhassa gayyur arkadaşlarına muvaffakiyet temenni ederiz."



Gazi Mustafa Kemal HARF DEVRİMİNDEN SONRA İLK İMZALI VE RESMİ YAZISINI
GALATASARAY KULÜBÜNE GÖNDERDİ...

Yıl 1928 ,4 Eylül günü 'Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti kalemi Mahsus Müdüriyeti' başlıklı ve 'Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal ' imzalı 4/444 sayılı,ilk kez Latin harfli daktilo makinasıyla yazılmış bir mektup
'GalatasarayTerbiyeyi Bedenniyye Kulübü Reisi ve Sivas Mebusu Necmettin Sadık bey efendiye' geliyordu.

Üç yıldan beri üstüste hiç yenilmeden İstanbul Amatör Futbol Ligi Şampiyonu olan Galatasaray Futbol Takımı, 1928 yılı Ağustos ayının 31'inde , o zaman ki adı 'Tayyare Cemiyeti' olan bugünkü 'Hava Kurumu' tarafından ortaya konulan 'GAZİ BÜSTÜ' için karşılaştığı ezeli rakibi Fenerbahçe'yi :
Ulvi Yenal , Mehmet nazif Gerçin , Burhan Atak,Suphi Batur , Nihat Bekdik , Mithat Ertuğ,Mehmet Leblebi , Şadlı Alioğlu , Necdet Büyük,Kemal Faruki ve Muslih Peykoğlu'dan kurulu onbiri ile 4-0 yenmişlerdi.
O günlerde Galatasaray Kulübü başkanı bulunan Sivas Milletvekili ve o zamanların günlük gazetelerinden biri olan 'Akşam'ın sahiplerinden Necmettin Sadık(Sadak) sonradan 'Atatürk' diye anılacak Cumhurbaşkanına THK'ca ortaya konulan büstlerini kazanmaktan dolayı büyük kıvanç ve onur duyduklarını Türkiye'nin en büyük spor müzesindeki şeref köşesinde bu armağanı saklayacaklarını,tüm Galatasaraylılıların
'Gazi Mustafa Kemal Paşa' hazretlerine duydukları sonsuz sevgi ve saygılarını,daima emirlerine amade olduklarını 1 Eylül 1928 günü bir mektupla arz etmişti.

Atatürk, en büyük devrimlerinden biri olan 'Yeni Türk Alfabesi'nin kabul edildiğini,9 Ağustos gecesi Sarayburnunda verilen bir yemekte ilan etmişti.

İşte Mustafa Kemal'in yeni Türk alfabesinin kabul edildiğini bildirmesinden tan 26 gün sonra Latinharfli bir daktilo ile Atatürk tarafından yazdırılarak,Cumhurbaşkanı sıfatıyla imzaladığı ilk resmi yazı Galatasaray'a yazılmıştır...
Mektupta aynen şöyle yazmaktadır :
"Mektubunuzu aldım.Türk gençliğinin spor sahasında da gösterdiği kabiliyet ve faideli faaliyeti
takdir-le müşahede ve takip ediyorum.
Hakkımda ibraz buyurlan asar-ı muhabbetten mütehassıs oldum.Teşekkür ederim efendim."
Resi-i Cumhur
Gazi Mustafa Kemal


Bu arada 16 Eylül 1928 Pazar günü yayınlanana 2566 sayılı Akşam gazetesinin 3.sayfasında "Gazi Hazretlerini Teşyi" başlığı altında şu haber çıkmaktadır :
"Galatasaray denizcileri dün İstanbul'u terkeden Gazi Paşa hazretlerini Yeniköy açıklarında üç çifte futa ile muazzam bir suretle selamlamışlar, Paşa Hazretleri uzun müddet mendil sallamak sureti ile Galatasaray denizcilerine iltifat etmişlerdir."


Yıl 1930 Mustafa Kemal Galatasaray Lisesine ilk kez 2 Aralık Salı günü şeref vermişlerdi. Yanlarında Büyükelçilerimizden Galatasaray Kulübünün 12 numaralı üyesi Ruşen Eşref Ünaydın, Galatasaray Lisesinde okumuş olan o zamanın Dahiliye vekili Şükrü Kaya, Kılıç Ali ile birlikte Okul Müdürü Fethi İsfendiyaroğlu'nun öncülüğünde gezmişlerdi.

Bu konuda 'GSL 1868-1968' adlı kitabın 96.sayfasında, o zamanlar Lise Müdürü ve iki yıl sonra da Kulüp Başkanı olan Fethi İsfendiyaroğlu'nun 8.12.1930 tarihli Reisicumhur Hazretlerinin Mektebi ziyaretleri hakkında yazdığı rapor'dan:

'Derslerden sonra mektebin hertarafını, bilhassa müzelerimizi ve konferans salonunu gezdiler. Ve hatıra defterlerini imzaları ile tezyin buyurdular.'

Galatasaray'da spor, herzaman okul ile kulübün içiçe olmalarıyla gelişmiş ve başarıya ulaşmıştır.Çeşitli branşlarda kazanılan kupalar , Galatasaray Liseisndeki muhteşem müzede muhafaza altına alınmıştır. Bu müzede Türk Spor Tarihinin en önemli belgeleri bulunmaktdır.

İşte bu müzeyi, Galatasaray Liseli, kulübün ilk üyelerinden Büyükelçi Ruşen Eşref Ünaydın'dan bilgi edinerek gezen armağan ve belgeleri birer birer inceleyen ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Paşa şeref köşesinde duran büstü ile harf devrimini yaptığının ayına varmadan yazdırıp imzaladığı mektubunu görünce, Ruşen Eşref'e dönerek:

"- Bu kıymetlli müzeye fotografım lazım,imzalayıp vereyim" demiştir.

12 gün sonra bir yaveri aracılığı ile gönderdiği fotograflarının üzerine Büyük Önder, okul ve kulüp gözetmeksizin büyük bir incelik göstererek şunları yazarak yazarak imazalamışlardır:

"14.XII.1930 GALATA SARAYA - GAZİ M. KEMAL"

Yurdumuzda hatta dünyada bir eşi daha bulunmayan Galatasaray Müzesi ve Arşivinin şeref köşesinde asılı duran bu çok kıymetli fotgrafı ile birlikte Mustafa Kemal'in içtiği kahve fincanı telvesi ile su bardağı, imzaladığı hatıra defterleri ve 4.9.1928 günü ilk latin hafleriyle yazdığı ve imzaladığı tarihi mektubu vitrinli bir dolapta muhafaza edilmektedir.

Mustafa Kemal ikinci kez Galatasaray Lisesine 6 Temmuz 1933 tarihinde şeref vermişlerdir. Yanlarında o günlerde TBMM ve Galatasaray Spor Kulübü Hami Başkanı Kazım Özalp Paşa ile eski bir Galatasaraylı o zamanki Maarif Vekili Hikmet Bayur ve Prof.Afet İnan ile okul Müdürü Tevfik Arat olduğu halde yine müzeyi gezerek fotgraflarının asılmış olduğunu görerek memnuniyetlerini bildirmişlerdi.


ATATÜRK' E MEKTUP ( "Galatasaray'dan Atatürk'e" adlı kitaptan )

Aziz Atam ;

Bu mektubu, üç kez onurlandırdığın 500 yıllık Galatasaray Lisesi'nin müdürü olarak yazıyorum. Okulumuzu ilk ziyaret ettiğin 2 Aralık tarihini kuruluş günümüz olarak kabul ettik ve 500.yılımızı 100.doğum yılınla birlikte kutladık.

Lisemizin Anma ve Kutlama Komitesinde görevli öğrencilerimiz,bu küçük kitabı,100 yaşına giren ATA'larına minnet,şükran ve bağlılıklarını sunmak için hazırladır.

Bu kitapçığı düzenleyen gençler, senin 100.doğum yılında ölümünü anmsamadılar. Çünkü senin ölmezliğine, sensiz bir Türkiye, bir Türk Ulusu düşünülemeyeceğine; Bu ülkede bağımsızlık, egemenlik özgürlük ve uygarlığın seninle başladığına, ulusumuzun senin ilkelerin ve devrimlerinle çağdaşlaştığına kesnlikle inandılar. Baştanbaşa işgal edilmiş Yurdumuzda hiçbir kurtuluş umudu kalmayan yüce ulusumuzun nasıl kurtarıldığını,ortaçağ karanlığından bugünkü aydınlığına hangi aşamalardan geçilerek ulaşıldığını anladılar.

100 yaşına girdiğin 1981'de, yurt çapında Ulusal değerin bütün yönleriyle işlenirken; tüm dünyada, özellikle dost ülkelerde ve uluslararası kuruluşlarda da gösterilen çok çeşitli etkinliklerle senin evrensel değerinin bir kez daha en belirgin boyutlarıyla ortaya koyulduğunu izlediler. Senin sadece bu yüzyılın en büyük dehası değil,gelmiş-geçmiş bütün çağların ve dünya tarihinin örnek önderi olduğunu, yüzyıllarca uyutulan Asya ve Afrika'nın senin damganı taşıyan Türk Devrimi ile uyanmaya başladığını, mazlum ülkelerin bağımsızlık savaşı bayrağında senin dalgalandığını öğrendiler.

Ve öğrendiler ki, gidilecek yol yalnız senin yolun, konuşulacak dil senin dilin, tutulacak el senin elin... Sen ölümsüz, sen en büyüksün; sen en gerçek, sen tek, sen Allah'ın alnından öptüğü insan, sen ATATÜRK'sün...

Seninle yaşayacaklarına ve seni yaşatacaklarına, namusları, onurları,
Yurdumuz ve Ulusumuzun kutsallığı üzerine and içtiler.

Müsterih ol Atam !
M.ŞÜKRÜ SARI

GALATASARAYLIYIZ, ÇÜNKÜ...

"Garp iştiyakı, fikre açık bir ufuk... Ve sen Şarkın bu ufka ilk açılan bir dericesi"

Tevfik Fikret 'in seslenişi,geçmişten geleceğe uzanan bir esinti. Yenileşme çabasının, daha iyi ve daha güzele varmanın derin istemini de taşıyor. İşte o düşünüş, Atatürk'ün "Ben inklaplarımı Fikret'in şiirlerinden aldığım ilham ile yaptım" demesine yol açmıştır.

İleriye ve aydınlığa yönelik bir yürüyüşün öncüsüdür Tevfik Fikret. Ali Vecdi Bingöl, 'Atatürk ve Tevfik Fikret' adlı şiirinde çifte bağdaşmayı dile getirir:

"Fikret,bu toprakta,örnek insandı,
Nura aşık, karanlığa düşmandı...
Temelden devrimci bir heyecandı,
ATA, bu davanın neticesidir..."


Not: Tevfik Fikret Galatasaray Lisesi Müdürü ve Galatasaray Spor Kulübü Hami Başkanıdır.


"Atatürk'ün şapka devrimini başlattığı sırada, ilk olarak kasket giydirmek üzere Galatasaray Lisesi öğrencilerini seçmiş bulunması da çok anlamlıdır."


UNUTAMAYACAĞIM ANI - SELAHATTİN BUDA
Gazi okulumuzu ziyaret ettiğinde ben, o zamanki ismi le Galatasaray Sultanisi'nin 16-17 yaşlarında bir öğrencisiydim.
Latin harflerine döneli henüz 4-5 yıl olmuştu.Öğretimimizde Fransızca esas olduğundan Türkçe dışında kalan derslerimizn ekserisi Fransızca olarak yürütülüyordu.Birgüğn Atatürk'ün okulu ziyaret edecekleri haberi geldi.Kendisni görmeyi çook istiyordum.
Hocalarımız çok kıymetli kimseler olup, talebeyi hazırlamasını iyi biliyor ve geçmiş dersleri kısaca özetleyerek yeni konuya bağlantı yapıyorlardı.
Nihayet Gazi Mustafa Kemal'in okulumuzu şereflendirmek üzere oldukları haberi geldi.Bütün öğrenciler, büyük bir heyecan ve coşku içinde vatanımızı kurtaran ,Cmhuriyetimizn kurucusu, bu büyük ve yüce insanı
karşılamak üzere okulun bahçesini doldurdular. O sırada resimler çekiliyordu.Bu resimlerde büyük bir şans eseri kendilerine yakın bir yerde ben de bulunmuştum. Ona resimlerde de olsa yakın olmak,O'nu yakındangörmek benim için anıların en büyüğüdür.Hepimizle ayrı ayrı ilgilendi , konuştu;
"Türk gençleri; Cumhuriyeti biz kurduk sizler koruyup yücelteceksiniz ve yaşatacaksınız" dedi.
O'nugördükten sonra TÜRK olduğumla daha çok övündüm. O'na olan sevgi ve saygım hergeçen gün daha da arttı.Bizlere bakan o mavi çelik gözleri ile O büyük TÜRK, o günkü gibi aklımdadır.




BAHTİYAR ADAM - Cahit Sıtkı Tarancı
Herkes ölür.Bu , her çakılan tabutun bize hatırlattığı müthiş ve şaşmaz bir tabiat kanunudur.Ve ölürken herkesin gözü arkada kalır.Bu herkese mukadder bir hasrettir.Atatürk de herkes gibi öldü;fakat herkesten ayrı olarak ,gözü arkada kalmadanöldü.Kalbi TÜRK olmak gururu ile çarpan,milletini kendi eli ile karanlıktan aydınlığa çeken ,başında istiklal rüzgarı estiren,ona hürriyet balını tattıran,memleketin bünyesine uygun,güzel bir reejim hediye eden ,onu güneşlerin at oynattığı medeniyet şosesinin başına getirip bırakan bir adam,öldüğü zaman,gözü arkada kalır mı hiç ?
Dün Atatürk'ün kutsi naaşı Ankara'ya ebedi metfenine götürürlürken,caddeleri,pencereleri,damları dolduran ve bakışlarımahzun,mendilleri ıslak yüzbinlerce Türkün vakur ve ulvi manzarası karşısında bir insan için, milletin kalbinde yer etmekten daha büyük bahtiyarlık olamayacağını gözlerim yaşararak bir kez daha anladım.
Atatürk bahtiyar adamdır.
20.Kasım.1938
Cahit Sıtkı TARANCI
( 1106 numaralı, Galatasaray Lisesi 1931 mezunu)

Konu __ultrAslan__ tarafından (06-01-2006 Saat 03:51 AM ) değiştirilmiştir..
__ultrAslan__ Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 06-01-2006, 03:46 AM   #2 (permalink)
 
__ultrAslan__ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2005
Nerden: uA HERYERDEYİZ
Yaş: 28
Mesajlar: 5.195
Karizma Puanı: 7015
İtibar Gücü: 33
Karizma Derecesi: __ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu

İşte çok önemli bir belge daha…Ulu Önder Mustafa Kemal'in Galatasaraylılar'a 1914' te yazmış olduğu mektup…

"Selimiye Kışlası - 8 Nisan 330 (1914)

Maruzumdur.
Kadıköy' ündeki "Ünion Kulüp" de Romanyalılar ile Galatasaray Kulübü arasında vukuu bulacak futbol müsabakasına davet eden muhterem davetnamenizi ve kartınızı ancak dün sabah aldım. Mamafih o gün bizzat gidip başka bir yoldan, zafere teveccüh eden genç ve müteşebbis vatandaşlarımın muvaffakıyatını derin bir hissi takdir ve gıpta ile seyrettim.

İltifat ve tehatturunuza minnettarım.
Bilhassa arzı ihtiramat ve teşekkürat eylerim efendim.

Nizamiye Fırkası Efkarından
Binbaşı Mustafa Kemal "

Bu mektubun açılımından şunu anlamaktayız ki; Ulu Önderimiz henüz Binbaşı iken Galatasaray takımının bir maçını, hiçbir davet gözetmeden, gitmiş ve seyretmiştir. Maç sonucundan dolayı da çok mutlu olmuş ve Galatasaray takımını takdir etmiştir.
__ultrAslan__ Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 06-01-2006, 03:46 AM   #3 (permalink)
 
__ultrAslan__ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2005
Nerden: uA HERYERDEYİZ
Yaş: 28
Mesajlar: 5.195
Karizma Puanı: 7015
İtibar Gücü: 33
Karizma Derecesi: __ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu

GAZİ BÜSTÜ KUPASI İLE İLGİLİ DETAYLAR

Üç yıldan beri üstüste hiç yenilmeden İstanbul Amatör Futbol Ligi Şampiyonu olan Galatasaray Futbol Takımı, 31.08.1928'te 'GAZİ BÜSTÜ' için karşılaştığı ezeli rakibi Fenerbahçe'yi : Ulvi Yenal , Mehmet Nazif Gerçin , Burhan Atak, Suphi Batur, Aslan Nihat Bekdik , Mithat Ertuğ,
Mehmet Leblebi, Şadlı Alioğlu, Necdet Büyük, Kemal Faruki ve Muslih Peykoğlu 'dan kurulu onbiri ile 4-0 yenmişlerdi.


Ama bu maç rövanş maçıydı. Bir de ilk maç var; Onu da okumak lazım.



1928 yılında Tayyare Cemiyeti tarafından ortaya koyulan 'Gazi Büstü' için Galatasaray ile Fenerbahçe karşılaşır.

10.08.1928'de oynanan ilk maç 3-3 berabere biter.

Bu maçı Suphi Batur şöyle özetler:

"Maçın 15.dakikasında 3-1 gibi ağır bir sonuçla karşılaşmış, ümitsiz bir didişme içinde devreyi bitirmiştik. Soyunma odasına giderken tahta parmaklıkların üzerinde vucutlarını koyvermiş o gün takımda oynamayan Vahyi ile Ercüment'e gözüm ilişti. İkisinin de gözü yaşlıydı...

Soyunma odasında Antrenör Billy Hunter'ın nasihatlarını dinliyoruz. Bir aralık odaya Polis Şevket geldi. Bize 1 no.lu azamız Ali Sami Bey'in
'Allah'ım büyüksen, bugün Galatasaray kurtulur' diye ağladığını anlattı.

Sahaya çıkacağımız anda içimde bir ferahlık hisseder gibiydim. Bu ferahlığı arkadaşlarımın da hissettiğine eminim.

İkinci devrenin dakikalarını Genel kaptanımız Abidin Daver Bey stat balkonundan parmaklarıyla işaret ediyordu. Oyunun bitmesine 16 dakika vardı. Sağdan bir korner oldu. Leblebi topu düzeltti, Muslih önümde yere eğilmiş topu gözlüyor. Kadri ile Sabih, Muslih'in başında nöbetçi. Neticenin artık değişmeyeceğinden emin bu iki FB'li arkadaş; 'Hoca nereye bakıyorsun, atı alan Üsküdar'ı geçti' diye eğleniyor. Hoca bu alaylı söze sert bir cevap veriyordu.

Rahmetli Şeref vuruş düdüğünü çaldı. Top kaleye doğru süzülüyor. Hoca'nın Besmelesi ve sert bir kafa vuruşu, top ağlarda. Sol tribünün bizi teşci eden ve ardı arkası kesilmeyen 'Re re re Ra ra ra...' temposu. Ardından üçüncü beraberlik golünü de atmakta gecikmedik.

Bunlar maçın bilinenleri, bir de bilinmeyenler var. Bizi o gün beraberliğe getiren içimizdeki Galatasaraylılık meşalesini ateşleyen imanımızdı...

Aradan uzun yıllar geçti. Hala tribünlerde muzdarip bekleşen G.Saraylılar'ı düşünüyorum. Bir daha sırtımıza giyemeyeceğimiz sarı-kırmızı formanın hasreti içimi yakıyor.

Bu satırlarda belirtmek istediğim eski bir hatıranın altındaki gizli hisleri, yıllardır çektiğimiz ızdırabı dindirecek genç futbolcu arkadaşlarımıza ithaf
ediyorum...'

Galatasaraylılık ruhu, Galatasaraylılık imanı, takımı ikinci maça taşır. Bir tarafta azim ve irade vardır. Öteki tarafta ise 3-1'den 3-3 olan maçın intikamı. Ve sonuç; G.Saray 4-0 galip...

Galatasaray Gazi Büstünü görkemli müzesinin Şeref köşesine koyar. Kulüp Başkanı Necmettin Sadak, Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya durumu bir mektupla bildirir ve Ulu Önderimizden de yukarıda okuduğunuz mektup gelir.
__ultrAslan__ Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 06-01-2006, 03:50 AM   #4 (permalink)
 
__ultrAslan__ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2005
Nerden: uA HERYERDEYİZ
Yaş: 28
Mesajlar: 5.195
Karizma Puanı: 7015
İtibar Gücü: 33
Karizma Derecesi: __ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu

Şehitlerimiz




Bugünkü Galatasaray Lisesi'ne girer, ağaçların doğal bir koridor oluşturduğu yoldan ilerlerseniz karşınıza çıkacak olan Mektep binasının ana kapısına ulaşırsınız. İçeriye girin tüm Galatasaraylılar ve Galatasaraylı olmayanlar ve tarihin bir bölümüne tanık olun.

İçerdeki bu taş ve mermer salonda sizi "VATAN" ve "GALATASARAYLILIK" sevgisi karşılayacaktır. Kapının tam karşısındaki bölümde yalın olmasına karşın görkemli bir anıtta vatan uğruna şehit düşen Galatasaray Lisesi öğrencilerinin listesi yer almaktadır. Bu anıtı gördükten sonra "fazla söze gerek olmadığını" siz de anlayacaksınız. Salonun, giriş kapısına göre sağ tarafında, Osmanlı İmparatorlu' ğunun 1910 senesi hudutlarını gösteren bir harita, haritanın her iki yanında ise şehit olan gencecik yurtseverlerin fotoğrafları sıralanmıştır. Ve haritanın üstünde bir ibare: "Galatasaray'ın bu kahraman evlatları, 500 yıllık bu vatan topraklarını kurtarmak için şehid düştüler."

Bu bölümün tam karşısındaki duvarda ise Donanma Mecmuası'nın Ekim 1915 sayısının Spor İlavesi'nde yayınlanmış olan Galatasaray mensubu şehitlerin, yaralıların ve cephelerde vuruşanların listeleri "Şerefli İdmancılar" başlığı altında yer alıyor. Bu liste Donanma Mecmuası'nın büyük boyda yayımlanan haftalık dergisinin "İdman Sütunları ismi altında verdiği ilavelerin 118 ve 119. sahifelerinde yayımlanmıştır. Bu panoların yanındaki bir başka panoda, "Devrin en büyük gazetesi Tasvir-i Efkar'ın 13 Nisan 1913 tarihli ve 725 sayılı nüshasında çıkan resmin ve yazının bugünkü Türkçe'yle ifadesi" bulunuyor: '1913 Balkan Harbine Gönüllü Giden Galatasaray Talebeleri Hakkında' başlığıyla verilen yazıda, talebeyken savaşa gidenlerin haberi yer alıyor. Çoğu öğrenciyken gönüllü olarak katıldıkları savaşlarda şehit olan bu yurtseverler hiçbir zaman unutulmadı.

Ruhları şâd olsun.



Galatasaraylı Şehitler
1- Ahmet Muhtar Bey, mektep numarası 783; Sultaniyi bitirdikten sonra (1895 mezunu) asker oldu, İstanbul'da 31 Mart 1908 ihtialinde şehit edildi. Taksim, talimhanede şehid olduğu yerdeki sokağa adı verilmiştir.

2- İdris Bey, talebe iken 1911'de gönüllü olarak katıldığı Trablus Garb harbinde şehit oldu.

3- Fuad Bey, talebe iken 1912'de gönüllü olarak katıldığı Balkan Harbinde şehit oldu.

4- Arif İsmail Bey, Trakya'da zengin bir çiftçinin oğlu idi, Balkan Harbinde talebe iken Bulgarlara karşı gönüllü dövüşürken şehit oldu.

5- Ahmet Refik Bey, mektep numarası 119, mektebin 1911 yılı mezunlarından; Hammer mütercimi Mehmet Ata Beyin büyük oğlu, Dr. Galib Ataç ile yazar Nurullah Ataç'ın ağabeyleri, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Çanakkale Muharebelerinde 1914'de şehit oldu.

6- Cahid Bey, mektep numarası 206, mektebin 1913 mezunlarından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu.

7- Cemil Bey, mektep numarası 64, mektebin 1913 mezunlarından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu.

8- Halid Fuat Bey, mektep numarası 134; müşir Deli Fuat Paşanın oğlu, 1911'de gönüllü olarak Balkan Harbine katıldı, sonra orduda kaldı ve Çanakkale'de şehit oldu.Paşanın harpte şehit olan dördüncü oğludur.

9- Muzaffer Bey, mektebi son sınıftan terk ederek gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu.

10- Vecdi Bey, mektebi son sınıfta terk ederek önce gönüllü olarak Balkan Harbine katıldı, sonra orduda kaldı, Çanakkale'de şehit oldu.

11- Hasnun Galib Bey, valiliklerde bulunmuş Galib Paşanın oğlu. Galatasaray Kulübünün en iyi futbolcularındandı, gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu (1915). Kulüp binasının bulunduğu sokak onun adını taşımaktadır.

12- Mehmet Ali Bey, Kadıköylü Enver Paşanın oğlu, talebe iken gönüllü olarak önce Balkan Harbine, sonra Birinci Cihan Harbine katıldı ve 1915'de şehit oldu.

13- Aziz Ulvi Bey, şair Ali Ulvi Beyin oğlu, 1915'de mektebi son sınıftan terk ederek gönüllü olarak katıldığı 1. Cihan Harbinde şehit oldu.

14- Agop Elmasyan, askeri doktor olarak katıldığı Çanakkale Muharebelerinde 1915'de bombardıman altında yaralıları tedavi ederken vatanı yolunda öldü.

15- İbrahim Orhan Bey, mektep numarası 794, mektebin 1912 yılı mezunlarından; Dr. Sadık Beyin oğlu, Sadullah Paşanın torunlarından, gönüllü olarak hava subayı oldu, Çanakkale Muharebelerinde iki defa yaralandı. 1916'da uçağı ile Semadirek adası açıklarında denize düşerek şehit oldu, harpte düşen ilk havacımızdır.

16-Said Fuad Bey, son sınıfta iken gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu; mektebin ilk Keşşaflarından (izcilerinden) idi, Keşşaf Said diye anılırdı.

17- Neş'et Bey, mektep numarası 434, Bandırmalı Tevfik Paşanın oğludur, mektebin son sınıfında iken gönüllü olarak önce Balkan Harbine katılmış, 1. Cihan Harbinde şehit olmuştur.

18- Mehmet Refik Bey, talebe iken gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1914'de Kafkas Cephesinde şehit oldu.

19- Cevad Bey, mektep numarası 317, mektebin 1912 yılı mezunlarından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1916'da Kafkas Cephesinde şehit oldu.

20- Halet Bey, talebe iken Balkan Harbine gönüllü olarak katıldı, sonra orduda kalarak Birinci Cihan Harbinde Sina Cephesine gitti, "Fedai Hecinsüvar Birliği" kumandanı iken mektepten sınıf arkadaşı Memduh Beyle birlikte şehit oldu (1916).

21-Memduh Bey, mektep numarası 669, Halet Beyin sınıf arkadaşı, 1912'de yalnız Türkçe'den ehliyatname almış, bir ara mektepte muid (mubassır) olarak çalışmıştı, mektepte "Alişpaşazade" diye anılırdı, Birinci Cihan Harbinde ihtiyat zabiti olarak Sina cephesinde arkadaşı Halet Beyle birlikte şehit oldu.

22- Hasib Bey, mektep numarası 13, mektebin 1913 senesi mezunlarından, Almanya'da ziraat tahsilinde iken tahsilini yarım bırakarak gönüllü katıldığı Birinci Cihan Harbinde Kafkas Cephesinde şehit oldu.

23- Celal İbrahim Bey, mektep numarası 6, mektebin 1914 yılı mezunlarından ve Galatasaray takımının ünlü futbolcularından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1917'de Irak cephesinde şehit oldu.

24- Ahmed Hamdi Bey, mektep numarası 117, gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1917'de Gazze'de şehit oldu.

25- Mehmed Ali Bey, mektep numarası tesbit edilemedi, gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbi'nde 1917'de Sina'da şehit oldu.

26- Sadi Bey, Mektebi Sultani'den Harbiye'ye geçti, muvazzaf subay oldu, 1921'de Sakarya Muharebesi'nde şehit oldu.

27- Fatin Bey, mektep numarası 1073, mektepten 1920'de mezun oldu, askeri tıbbiyeyi bitirdi. 1932'de askeri tabib olarak katıldığı şark isyanı tenkil harekatında asiler eline düşerek vahşiyane şehit edildi. Menemen'in Kubilay'ı gibi, hatırası kutlanacak, Ağrı'ya yahut Karaköse'ye abidesi dikilecek bir şehittir*.
__ultrAslan__ Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 06-01-2006, 03:53 AM   #5 (permalink)
 
__ultrAslan__ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2005
Nerden: uA HERYERDEYİZ
Yaş: 28
Mesajlar: 5.195
Karizma Puanı: 7015
İtibar Gücü: 33
Karizma Derecesi: __ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu__ultrAslan__ Artık tutamıyoruz kd nin bir parcası oldu

Atatürk ve Galatasaray



Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü "bir takım taraftarı" yapmak çabaları, tarihin gerçekleri karşısında her zaman hüsrana uğruyor.Ulusların yaşamında çok az sayıda kişi önder niteliğini kazanmış ve tüm ulusa mal olmuştur. Bu nitelikteki kişilerin kayıtlı belgeler olmadan sözel tanıklıklara dayanarak birtakım alanlarda tüm ulusun aidiyetinden koparılıp bazı camialara mal edilmesi yanlış bir tutumdur. Bu kişiler tarihsel özellikleriyle, kişiler, topluluklar, gruplar ve camialar üstüdür. Bunun tersini savunmak kişi ve camialara bir öncelik kazandırmayacağı gibi, toplumsal boyutta da onarılmaz yaralar açar. Bunun bilincinde olan gerçek önderler de, toplumun tümünü kucaklamayan ve kurucusu olmadıkları ya da arasında yer almadıkları oluşumlara katılma konusunda büyük hassasiyet gösterirler. Mustafa Kemal Atatürk bu özeni göstermemiz gereken kişilerin başında gelir.

Atatürk'ün Galatasaray camiasıyla olan ilişkisi, Galatasaray Lisesi'ni 2 Aralık 1930, 28 Ocak 1932 ve 1 Temmuz 1933 tarihlerindeki ziyaretleriyle somutlaşmıştır. Çok yakın bir tarihte yitirdiğimiz ve bugün örneğine pek rastlanmayan "dinozor" gazeteci Metin Toker' in sözleriyle

"Hiçbir lise Atatürk'ten böyle bir ilgi görmemiştir...Galatasaray, sadece 'Türkiye'nin' Batı' ya açılan penceresi' değil, Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden, belki de en önemlisi laisizmin kilometre taşlarından biri olmuştur.

Nasıl Harp Akademisi, Harbiye ve Mülkiye sıradan eğitim müesseseleri sayılmazsa Galatasaray da sıradan bir lise sayılamaz."

Evrensel bir sevgi

Galatasaray camiasının Atatürk'e karşı duyduğu sevginin evrenselliği 956 okul numaralı Celalettin Som' un satırlarında çarpıcı bir biçimde dile gelir:

"Galatasaray Lisesi 7. sınıftaydım. Sınıf, müdür merdiveni karşısında, ön avluya bakan, müdür odasından sonraki ilk sınıftı. Beyoğlu Caddesi'nin bütün gürültüsü duyulurdu. İlk dersimiz Fransızcaydı. Hocamız Monsieur M. Journé anlatıyordu...Birden bütün sesler sustu...Koyu sessizlikte mektebin önünde virajı alan tramvayın acı çığlık sesine benzeyen demir tekerleklerin raylara sürtünmesinden çıkan ses kulaklarımızda çınladı...M. Journé ders anlatmayı kesmiş, başını elleri arasına almış ağlıyordu!..Tarih 10 Kasım 1938 saat 9'u 5 geçiyordu...ATATÜRK vefat etmişti." İşte o günlerde evrensel ve toplumlar üstü bir devlet adamına karşı duyulan evrensel sevgi budur.



Galatasaray Lisesi'ni İlk Ziyareti

1930 yılında dünyanın ve Türkiye'nin, siyasal ve toplumsal konjonktürü oldukça hareketlidir. Atatürk 18 Kasım'da bir yurt gezisine çıkar ve İstanbul'a döndükten sonra bazı okulları ziyaret ve teftiş eder. Devletin resmi yayın organı Ayın Tarihi mecmuası bu olayı şöyle anlatır (cilt 23-24, sayı 79-81, sayfa 6630-6631):

"3.12.1930; Reisicumhur Gazi Hz. saat ikide otomobille saraydan hareket ederek sıra ile Harp Akademisi, Mülkiye ve Harbiye Mekteplerini...buradan Galatasaray Lisesi'ni teşrif ettiler.(...) Galatasaray Lisesi'nde kütüphanenin hatıra defterini imzaladılar. Daha sonra müdür odasında bir müddet oturarak mektebin vaziyeti umumiyesi ve talebenin durumu hakkında konuştular. İmla, resim ve lisan derslerinde bulundular, mektep müdüründen uzun uzadıya izahat aldılar..."

Şimdi devlet arşivlerinden edinilen bu kuru ve nesnel bilgilerin yanına çağdaş yazınımızın öykücülüğünün ve tiyatro yazarlığının bir klasiği olan, benzersiz kurgu işçiliğinin yanı sıra edebiyatımıza 'humour' denilen ince alayı ve gözlem gücünü de kazandıran ve bir Galatasaraylı olan ustanın kalemine, Haldun Taner'in gözlemlerine başvuralım ve bu ziyareti bir kez de onun anlatısından dinleyelim:

Şarklıların Efsaneye Düşkünlüğü

"Ya sekizde ya dokuzda idik. Demek ki otuz, otuz bire rastlıyor. Mektepte bir telaş, bir kıyamet. Taş tablolar boyanıyor, yıkık yerler sıvanıyor. Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanımın, baskısı henüz bitmemiş Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı. Talebeler kımlanıyor: 'Ah bir bizim sınıfa girse.' Hocalar başka gûna: 'Allah vere bizimkine girmese.' (...) Atatürk'e bakıyorum, resimlerinde sık sık gördüğümüz pozlarından birinde: Sol elinin iki parmağını üst yelek cebine takmış, başı hafif öne eğik, çatık kaşları ve o meşhur bakışıyla gözünün üstünden müdüre bakarak anlattıklarını dinliyor. Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz. Aklı başında insanlardan duymuştum: 'Bakılamıyor efendim,' diyorlardı. 'İmkânı yok gözlerine bakılamıyor. Çenesine kadar hadi neyse ne ama, başınızı daha yukarı kaldırdınız mı, gözleriniz iki kuvvetli projektörle karşılaşmış gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, bir şeyler oluyorsunuz.' Ben bunu duydum ya, şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. Bütün görebildiğim: Saatinin kösteği, yeleği, sol elinin yelek cebine dalmış iki parmağı, kolalı devrik yakası, hadi bilemediniz biraz da çenesinin ucu...Hepsi bu kadar. Ama çocukluk işte, şeytan dürttü. Ya herrü ya merrü deyip birden daha yukarı bakıverdim. A, ne kamaşma ne çarpılma, işte pekala bakılabiliyordu. Hatta müdür de bakabiliyordu. Hoca da bakabiliyordu.

Bu Gözlerden Hiçbir Şey Kaçmaz

Gerçi projektör, şimşek filan edebiyat ama, şunu söylemeli ki, bu bakış pek öyle herkesin bakışına da benzemiyordu. Bu gözler bir yere bakıyor ama baktığı şeyden çok daha gerileri çok daha derinleri görüyor gibi idiler. O gün, orada, onun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden hiçbir şey kaçmaz arkadaşlar. Bu adam kandırılamaz, aldatılamaz. Bu adam mugalataya, laf cambazlığına pabuç bırakmaz. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır(...) Atatürk mektepten ayrılmak üzere iken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık. Rahmetli, maiyetindeki mutat zevata bir şeyler söyledikten sonra talebe kalabalığının ortasına dalıverdi. O, tek başına, ortamızda, maiyetindeki zevat ise geride, çok geride, mektebin iki kanadı da açılmış cümle kapısına doğru yürümeğe başladık. Atatürk, yüzünü daha iyi görebilmek için yengeç gibi yampiri yampiri hatta gerisin geri yürüyen bir sürü çocuğun arasında, iki eli ceketinin iki yan cebinde, gururlu ve gülümser ilerliyordu. Büyük kapının önüne binlerce meraklı birikmişti. El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zaptediyorlardı. Karşı apartmanların her bir penceresinde ben diyeyim, on, siz deyin yirmi baş. Atatürk görününce bir alkış koptu. Aklımıza gelmiş gibi biz de onlara uyduk. Atatürk bu alkışlar arasında otomobiline bindi (...) Akşam, etütte yoklama yapılınca, o kargaşalıkta iki açıkgöz arkadaşımızın neharilere karışıp mektepten kaçtıkları anlaşıldı. Geçmiş zaman, kendilerine idarece bir ceza verildi mi idi, pek hatırlamıyorum. Galiba, bu tarihi günün yüzüsuyu hürmetine, Beyoğlu'nda sürtüp durdukları yanlarına kâr kaldı idi. E, artık o kadar da olmasın mı?"

İkinci Ziyaret

Mustafa Kemal, 28 Ocak 1932 Perşembe günü Beyoğlu'nda otomobille çıktığı bir gezinti sırasında saat 16'da Galatasaray Lisesi'ni ikinci kez ziyaret ederek onurlandırmıştır. Lisedeki tarihi Tevfik Fikret salonunda verilen bir müsamereyi izlemiş ve oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmiştir. Niyazi Ahmet Banoğlu'nun "Atatürk'ün İstanbul'daki Hayatı" adlı yapıtında bu ziyaret hakkında bilgi verilmektedir.

Üçüncü Ziyaret

Atatürk'ün Galatasaray Lisesi'ne üçüncü gelişinin tarihi 1 Temmuz 1933'tür. Gazi bu gelişinde öğrencilerin Tarih-Coğrafya-Yurt Bilgisi grubundan geçirdikleri orta mektep bakalorya sınavlarına bizzat katılmış ve çeşitli sorular sormuştur. Maiyetiyle (Riyaseticümhur Katibi Hikmet (Bayur), Başyaver Celal, Yaver Şükrü ve Cevdet Beyler ve Muallim Afet Hanım) Lise' ye gelen Atatürk talebenin alkışları arasında Müdürlük odasına çıkmış, burada müdür Tevfik Bey ve öğretmenlerle okul hakkında görüştükten sonra doğruca imtahan odasına girmiştir.

İlhan E. Postacıoğlu'nun anılarından Gazi'nin imtahan odasına girdiğinde sınavdaki öğrencinin Bandırmalı Ahmet olduğunu öğreniyoruz. Ardından Serbest Fırka'nın kurucusu Fethi Okyar'ın oğlu Osman (Okyar) sınav odasına alınır. Sınavdan çıkan Osman Okyar'a Atatürk tarafından babasına selam söylendiği öğrenciler arasında hızla yayılır ve büyük bir memnuniyet uyandırır. Atatürk'ün Galatasaray Lisesi öğrencilerine yönelttiği bazı sorular şunlardır: Atilla'nın Romalılar'la ilk harbi; Sevr muahedesiyle, Lozan muahedesi arasında ne gibi farklar vardır?; Eti medeniyeti; Devletçiliğin ve fertçiliğin mukayesesi; Şimendifer siyasetimiz; Malazgirt Meydan Muharebesi; Din ve laiklik üzerine sorular; İspanya yarımadası; Mudanya Mütarekesi; Bizanslılarla Türklerin ilk temasları; Referandum ve halk oylaması vb. Sınavlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmüş ve Atatürk Galatasaray Lisesi'nden memnun kalarak ayrılmıştır. Dönemin okul müdürü olan Tevfik Ararat o günün izlenimlerini şu sözlerle anlatır:

"1 Temmuz 1933, Galatasaray Lisesi'nin yaşadığı en büyük gündür; o gün Gazi Hazretleri, müessemizde beş saat bir çeyrek saat kalmışlar, ve birinci devre Tarih-Coğrafya-Yurtbilgisi mezuniyet imtahanlarına giren talebemizden dokuzunu imtahan etmek lütfunda bulunmuşlardır. Galatasaray Lisesi, bundan sonra, o unutulmaz günü her sene anmak ve tekrar yaşamak için aynı devrenin aynı imtihanlarını daima aynı güne koyacaktır."
__ultrAslan__ Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 08-07-2006, 10:57 AM   #6 (permalink)
SpY
 
ugur - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2005
Nerden: AJAN_SpY_KaRaNlİk
Mesajlar: 1.002
Karizma Puanı: 970
İtibar Gücü: 12
Karizma Derecesi: ugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biriugur takılmak için harika biri

sagolasın ultraslanım..tşk
ugur Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 08-16-2006, 09:06 PM   #7 (permalink)
 
MuRaT_TaHsİn - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Nerden: ALİ SAMİYEN
Mesajlar: 883
Karizma Puanı: 1940
İtibar Gücü: 11
Karizma Derecesi: MuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği varMuRaT_TaHsİn Çok parlak bir geleceği var

sagol abicim tşkler..
MuRaT_TaHsİn Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Alt 01-04-2007, 12:35 AM   #8 (permalink)
 
erol14 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 1
Karizma Puanı: 1
İtibar Gücü: 0
Karizma Derecesi: erol14 bu noktada belirsiz bir değeri ( miktarı ) var

sagol renkdas cahiller ögrensin
erol14 Çevrimdışı   Alıntı İle Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Style designer by kaptanblack
Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tüm Saatler GMT +3. Saat: 12:19 AM . Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC8 ©2008, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215